YENİ YAZILAR
Anladığımız Veya Bildiğimiz Herşey Doğru Değildir.Neden-Nasıl.Niye.Sormaktan korkma.Sor.Sorgula.Çünkü.Gerçekler sorularda saklıdır.DOĞRU BİLGİ KAOS YARATMAZ.

FİNANS

DENEMELER

ARŞİV

TARİH

15 Aralık 2014 Pazartesi

Türkiye'de Tarım Ürünlerinde Futures Piyasası Ve Sorunları



Merhaba,

Bugün kü yazım tarım ürünlerinde futures ( gelecek ) işlemleri ve sorunları üzerine olacak.Malum ülkemiz bir hala tarım ülkesi sayılır ve durumu da hiç iç açıcı değildir.Ben ce bir ülkenin geleceği ve yaşamasın da bu konu oldukça önemli bir konu.


Ayrıca tarım ülkelerin de yumuşak ( ekonomik-siyasi-teknolojik-çevresel ) karnıdır.Tarım ürünlerin de fiyatlandırma arz ve talebe göre belirlense de para piyasalarının etkisi tartışılmaz.( 1973 Yılında Bretton Woods sisteminin çökmesiyle sabit kur sisteminden dalgalı  kur sistemine geçilmiş ve işletmeler finansal riskle karşı karşıya kalmışlardır. Bu finansal riskler; döviz kurları, faiz, borsa ve enflasyondaki dalgalanmalardır. Risklerden kurtulmak veya en aza indirmek, başta finansal kurumlar olmak üzere işletmelerin başlıca uğraşı olmuştur. Bu amaçla bir takım finansal ürünler geliştirilmiştir. Geliştirilen başlıca finansal ürünler; forward, futures, swap, option, cap, floor ve collar sözleşmeleridir. Dr.VELİ AKEL).  Ayrıca tarım ürünleri girdi maliyetleri de oldukça yüksek durumdadır.Tarım planlamasının özü olan üretilecek bir malın ( örneğin domates ) talepten fazla yetiştirilmesi konusu da üreticilerde sermaye birikimini engellemektedir.Bir esnaf ve çiftçi çocuğu olarak iyi bilirim bu konuyu ve yıllarca yaşadım- hala da yaşıyorum.Tabiki bu konu genel sorunlarımızdan ( borsa-depoculuk-küresel rekabet-kalite-vesair) bağımsız değil.Ama.ÇOK ÇOK ÖNEMLİ.

Standart sorunları az-çok hepimiz biliyoruz.Kısaca Ben üreticiler de sermaye birikiminin oluşmasını-onların üretimi amatör bir ruh ama profesyonelce yapmaları taraftarıyım.Böylelik le sermayenin geniş kitlelere dağılması akabin de tüm finansal veya diğer piyasaların gelişeceğini düşünüyorum-savunuyorum.Tabiki doğal olarak aracılar-tüccarlar ve ihracatçılarda da sermaye birikmesi bahis konusudur.Konuya başlamadan önce tarım planlamalarının yapıldığını-kalite ve ürün çeşitliliği gibi sorunların az-çok çözüldüğünü özellikle tüm aktörlerin bir çatı altında örgütlenip-kurumlaştıkları bir anlayış ve strateji geliştirdiklerini varsayıyorum.                                                                                                    


BUNLAR YAPILMAK ZORUNDA ZATEN.BUNLAR YAPILMADAN TARIM KONUSUNDA İLERLEMEK-SERMAYE BİRİKİMİNİ SAĞLAMAK MÜMKÜN DEĞİL.İŞTE BU BİRİKİMİN DEVAMLILIĞINI SAĞLAMAK İÇİN   FUTURES PİYASALARINDA BULUNMAK GEREKİYOR.VE BENİM HAYALİM DE BU PİYASA TÜRÜNÜN TÜRKİYE DE HEM KAYIT HEM DE FİİLİ İŞLEMLERİN YAPILABİLDİĞİ BİR MERKEZİNİN  OLMASI.ÜSTELİK BU PİYASA SİYASİ-EKONOMİK AÇIDAN HER ZAMAN KULLANABİLECEĞİNİZ BİR ENSTRÜMAN.AYRICA SPOT PİYASASI GİBİ ONUR KIRICI BİR TİCARETİNDE YOK OLMASA BİLE OLDUKÇA AZALMASINA YOL AÇACAK BİR ENSTRÜMAN.TARIM SEKTÖRÜYLE BİR ÜLKE CİDDİ ANLAMDA SERMAYE BİRİKİMİ SAĞLAYABİLİR.ÜSTELİK SPOT PİYASADAN KAYNAKLANAN VERGİ KAÇAKLARININ DA ÖNLENMESİ TARTIŞILMAZ..KISACA BÜYÜMEYE ETKİSİ DE KAÇINILMAZDIR.

--FUTURES PİYASALARI NEDİR: Türev piyasalardan olan futures piyasaları geleceğe dönük alım-satım işlemlerinin yapıldığı piyasalardır.Piyasa bir malın yada finansal varlığın ( tarım ürünleri,doğal kaynaklar,dövizler,hazine bonosu,devlet tahvili,hisse senetleri,enerji gibi.) gelecekteki ederininin tahmin edilerek pozisyon almak üzerine işler.Bu piyasanın olmadığı zamanlarda üretici malını o günkü fiyattan  ( buna spot fiyatı ) satmak zorundaydı.Üreticinin şansı bahis konusu değildi.Bu alıcı olan tüccar veya ihracatçı içinde geçerliydi tabiki.Örneğin üreticiden spot fiyatla malı alan tüccar iyi fiyattan aldığını düşünse de ihracatçı eğer o malın dış piyasa satımında tekelse .tüccarında bir şansı kalmıyordu.İhracatçı için ise ilgili malın üretim ve satımında başka ülkelerde olduğu-olabileceği için uluslararası spot piyasanın doğması tabiki kaçınılmazdı.İşte tüm bu olumsuzlukların ve mali kayıpların önlenebilmesi için futures piyasası doğdu. ( İlk olarak 1818 yılında Şikago ticaret odasında tarafların kendi aralarında yaptıkları bu ve buna benzer işlemler kurumlaştırılmıştır.) Ayrıca bu sermayenin herhangi bir maldaki tüm hareketleri denetlemesini doğurdu.Üretim miktarını, sermaye giriş ve çıkışlarını spekülatif açıdan kullanabilmesini-yönlendirmesini getirdi.Tabiki işin sonu petrol,altın ve diğer doğal kaynaklarında bu piyasalarda işlem görmesine kadar geldi.Kısaca bu piyasa riskten korunmak amacıyla risk yönetimi anlayışını getirmiştir.Spekülatif ve siyasi amaçlar içinde kullanılması bahis konusudur-kullanılmaktadır  da.

Futures kontratında iki taraf bulunmaktadır.Birinci taraf ( satıcı ) vade tarihinde malın ( miktar-kalite ) nakit , vesair enstrümanlar karşılığında teslimini garanti etmektedir.İkinci taraf  ( alıcı ) ise vade tarihinde malı belirlenen şartlarda almayı garanti etmektedir.Bu piyasada yapılan işlemlere HEDGING denilmektedir.Satıcı ise HEDGER olarak tanımlanır.Satıcı gelecekte olabilecek fiyat değişikliklerinden kendini korumayı ve işinin devamlılığını garanti altına almak istemektedir.Alıcı ise gelecekte doğabilecek riskleri satın alıp, fiyat farklılıklarından oluşabilecek faydayı  elde etmeyi planlamaktadır.Ayrıca bu kontratların devredilebilmesi mali yatırımcılara satılarak alıcının da riskten korunması bahis konusudur.Örnek verecek olursak.Satıcı ( Üretici-vesair )  malını 100 usd ye mal etmektedir.gelecek yıl maliyetlerini karşılamak- büyümek için ihtiyacı olan satım fiyatı 135 usd.dır.Alıcı ise  satın aldığı malın ( vesai r) kontrat vade tarihinde 155  usd olacağını tahmin etmektedir.Vade sonunda belirlenen bu fiyatların düşük-yüksek veya eşit olması tarafların karlılığını belirleyecektir.Fakat alıcının bu kontratı başka alıcılara devrederek riskten korunma-daha çok kazanma  şansı tabiki vardır.
DAHA SONRA BU PİYASALARIN NASIL İŞLEDİĞİNİ DERİNLEMESİNE YAZACAĞIM.            Ama yinede genel özellikleri belirtmek isterim.Future piyasalarında iyi organize olmuş borsalar bahis konusudur.Bu borsaların işlem kıstasları ise standart sözleşmeler-ikincil piyasalar( options )-takas odası-minumum/maksimum fiyat değişikliği sınırı-arz/talebe göre oluşmuş fiyatlar-günlük hesap kapatma gibi kıstaslardır.

ÜLKEMİZDEKİ DURUM: Türkiye deki tarım borsalarında  tüccar ve ihracatçı arasında yapılan işlemler bahis konusudur.Bu işlemlere üretici dahil olmaz.Üretici malını tüccara satar.Ama.Pratikte tüccar ve üretici arasında ilkel bir future işlemi yapılabilir.Eğer üretici mali sıkıntıda ise malın üretimini ( örneğin üzüm ) sağlayabilmek için tüccardan avans alabilir.Tüccar alacağı malın garantisi için üreticiden verdiği avans karşılığı senet veya başka bir garanti İSTER.Fakat üreticinin malını satabileceği bir fiyat aralığı yoktur.Dolayısıyla ürün senedin vadesinde spot fiyattan satılır-alınır.Üretici aynı kısır döngünün içinde DOLANIP DURUR.Taki tamamen bitinceye kadar.Ya da gelecekte olağanüstü bir fiyat doğarsa kurtulma şansı olabilir.Bu da mümkün değildir.ASLA OLMAZ.HİÇ DUYMADIM.ZATEN ÜLKEMİZDE TARIM GİRDİLERİ  ( SULAMA-ELEKTRİK-İŞÇİLİK-TARIM İLAÇLARI ) ÇOK YÜKSEKTİR.HAYAL BİLE EDİLEMEZ BU.Tarım borsalarında ihracatçı arz arz ve talebine göre fiyatını belirler.Tüccar ise kendi öngörüsüne istinaden üreticiden aldığı malı borsada satar veya bekletir.Güçlü üreticilerde bunu yapabilir.

SONUÇTA BU PİYASA TARIM BORSALARINDA TÜCCAR VE İHRACATÇI ARASINDA TAM ANLAMIYLA OLMASA DA ( BELKİ  ARALARINDA KONTRAT YAPANLAR VARDIR.) İŞLEMEKTEDİR.ÜRETİCİDE SERMAYE BİRİKMESİ BAHİS KONUSU DEĞİLDİR.GÜÇLÜ ÜRETİCİLER İSE TARIM GİRDİLERİNİN HER YIL PERİYODİK OLARAK ARTMASI YÜZÜNDEN HIZLA KÜÇÜLMEKTEDİRLER.BUNUN BİR ÜLKE İÇİN EN BÜYÜK SAKINCASI SERMAYENİN TABANA YAYILAMAMASIDIR.BU YÜZDEN GLOBAL HER TÜRLÜ KRİZDE ÜLKELER DIŞ BORÇ ALMAK ZORUNDA KALIRLAR.VE BU BORÇLAR HEM MALİ HEM DE SİYASİ AÇIDAN YÜKLÜ BİR BEDEL ÖDEMEYİ GEREKTİRİR.EN TEHLİKELİSİ DE DAĞILMAYAN SERMAYE TÜM YUMURTALARI BİR SEPETE KOYMAK GİBİDİR.

BU KONUDA DA SÖYLEYECEK ÇOK ŞEY VAR AMA CEREMEYİ ( BEDELİNİ ) ÖDEYECEK PARA YOK.

Saygılar,
Faik ÇALTILI
01-26-2013-BEŞYÜZEVLER




14 Aralık 2014 Pazar

Yüreğime Ektim Seni - Soner Arıca

























Bugün youtube'de takılırken Soner Arıca'nın yüreğime ektim seni şarkısını dinledim.Uzun süre doğru dürüst görüşemediğim Baba'mı hatırladım.
İş hayatı Ben'i gurbete sürükledi.Yılda bir veye iki defa görebildim kendisini.Bu şarkı Ben'i geçmişe götürdü.Zar zor yetişebildiğim cenazeyi ve pişmanlığımı hatırladım.Hala pişmanım.Bu şarkının klibi müthiş.Müzik desen inanılmaz güzel.







6 Aralık 2014 Cumartesi

Finansman ve Evrimi ( Şirketlerde )


































ŞİRKET YÖNETİMİNDE FİNANSMAN VE EVRİMİ

Merhaba,

Günümüze kadar finansman demek. firmanın muhasebesini yürütmek-mali raporları hazırlamak-ihtiyac duyulan kredileri (fonları ) bulmaktı.Günümüzde  finansmanın tanımı ve felsefesi oldukça değişti.Tabiki bunda üretim araçlarının ve kapitalizmin gelişmesinin-evrim geçirmesinin büyük etkisi var.Daha doğrusu asıl etken.Bu evrimin içeriğini iki başlıkta toplayabiliriz.Bu yazımda bu başlıkları kısaca açmak istiyorum.İlerki yazılarımda güncel yorumlar içinde ilgili açılım ların fiilen nasıl kullanıldığını/kullanılacağını göreceğiz zaten. .Bu yazımda kısa tanımlar yapmak daha uygun olur diye düşünüyorum.

Şimdilik denilebilecek tek şey.BU MADDELERİ BİRBİRİNE ENTEGRE ETMEDEN ( finansal mühendislik )BAŞARILI BİR FİNANSMAN YÖNETİMİ GERÇEKLEŞTİRMEK ASLA MÜMKÜN DEĞİLDİR..Zaten bir süre sonra eksik bir şeyler olduğunu pratik bize gösterecektir.
--- İŞLETME YÖNETİMİ-FİNANSAL KONSOLİDASYON. KREDİ ARZI/ SERMAYE PİYASASI İLİŞKİLERİ-VE İŞLETMENİN BULUNDUĞU ÜLKEDEKİ EKONOMİK/ SİYASİ VE KÜLTÜREL KONJONKTÜR.
Bu bölümde bir finansman yöneticisinin asıl görevi. Firma kaynaklarını veya tahsis edilen kaynakların verimli şekilde kullanılmasını  sağlamak ve firmada oluşabilecek gizli fon kayıplarını ( özellikle oto Finansman açısından )  ve bu kayıpların hangi yönetsel kollarda oluştuğunu-oluşabileceğini tespit etmektir.Kısaca mali verimliliği arttırmaktır.Bunu sağlayabilmek için finans yöneticisinin araçları açıktır ve çoktandır bilinmektedir.Bunlar.Finansal bütçe( imalat -satış-genel yönetim-maliyet gibi )-kredi arzı/sermaye piyasasının durumu ( faiz oranları ve kredi kullandırma mevzuatları-sermaye piyasası hareketleri  gibi.)-ülkenin siyasi ve ekonomik konjonktürü ( ülkenin borçları/borçlanma kapasitesi-ilgili hükümetin yönetim-ekonomik/siyasi tarzı-verilen teşvikler-performansı gibi) üretim konusu obje ( objenin özellikle iş kolu tekstil ise genel moda trendlerine veya hedef kitlenin moda anlayışlarındaki değişimlerinin takibi-piyasadaki pazar payı - fiyat/maliyet dengesi- üretim kapasitesi gibi).
Bu açıkladığım unsurların oluşturduğu bilgilerin oldukça fazla olduğu aşikardır.Finans yöneticisinin görevi öncelikle bu bilgileri tasnif/konsolide edip gerekli formatları oluşturmak-entegre etmek ( finansal mühendislik) ve yönetime sunmaktır.Dolayısıyla finans yöneticisinin genel yönetimin bir parçası olma zorunluluğu vardır.Bu gerçekler ışığında yukarıda açıkladığım bilgilerin farkında/ vizyonu olan ayrıca fiili finansman yönetimini ( mutfağını ) bilen bir finans yöneticisinin ( zaten kişi pratikte gösterecektir kendini) genel yönetimin içinde olmaması ( ki çok rastladım buna ) baştan kaybetmeyi getirir.Bir söz vardır.Paran kadar konuş diye.Ben'de firmalar için finans yönetic in kadar konuş diyorum.
--- DÜNYADAKİ EKONOMİK-- SİYASİ  VE KÜLTÜREL KONJONKTÜR.
İlgili firmanın iş kolu dış ticaretse veya firmanın ithalat ve ihracat yapması/yapıyorsa bu çok önemli bir unsur. ŞÖYLEKİ;   İthalat yaptığınız ülkedeki piyasa koşulları -ilgili malın kendi ülkenizdeki satılabilme ( fiyat-pazarın ihtiyacı gibi# kapasitesi ithalatın şartları # akreditif-mal mukabili vs.gibi# ithalat maliyetinin/yapılabilmesinin  direkt kurumsal girdilerini oluşturur.Bu şartları göz önünde bulundurmak hayati öneme haizdir. İhracatta ise  obje nizin ihracat yapılan ülkedeki piyasa koşulları  pazar payı/satılabilme kapasitesi # alım gücü gibi# ihracat şartları # akreditif-mal mukabili vs.gibi # özel olarak ta firmanızın mali durumu direkt kurumsal çıktıları oluşturur.VE KESİNLİKLE DOĞRU ANALİZ EDİLMELİDİR.
--- SONUÇ
Bu bilgiler ışığında  her iki başlığında göz önüne alınarak finansal bir kültür oluşturulmak zorunluluğu vardır.Bu aynı zamanda firmadaki tüm katmanları ilgilendirdiği için ŞİRKET KÜLTÜRÜNÜN oluşumuna yardım edecektir.Ki şirket kültürünün oluşumu devamlılığı sağlayacaktır. Şirketlerin artık bir sosyal sorumluluğu da vardır.Bir şirketin batması hem çalışanlara-hem ülke ekonomisine büyük bir yük ve zarar getirmektedir.  Artık günümüzde sermaye oluşturmak/biriktirmek  hiç de kolay değildir. Kaliteli bir finansal yönetim şarttır.

FİNANSMAN ARTIK BİR BİLİMDİR/FELSEFEDİR. ( PARAYI DOĞRU KULLANMA SANATI )

Faik Çaltılı
02/05/2012--İSTANBUL

FINANCING AND EVOLUTION

Hello

The present funding. carry out the firm's accounting-financial reports-you need to find the required credits (funds).Today, changed the definition and philosophy of quite.Of course, there is the evolution of the means of production and the development of capitalism-relaying has the biggest impact.More precisely, the principal factor.This evolution may collect the contents of the two titles.In this article I would like to turn briefly to the headlines in the early writings of latest comments related to Further expansion ... actually going to see how to use the/to use already. .In this article I think is more convenient to do the short definitions. for now, the only thing governmental overhaul.Without THESE ITEMS, INTEGRATED (financial engineering), IT is NOT POSSIBLE to PERFORM a SUCCESSFUL FINANCE MANAGEMENT NEVER ...Is something missing from the practice already after a while will show us.
---BUSINESS MANAGEMENT-FINANCIAL CONSOLIDATION. CREDIT SUPPLY/CAPITAL MARKET RELATIONS-AND THE COUNTRY'S ECONOMIC/POLITICAL AND CULTURAL CONJUNCTURE OF THE BUSINESS.
This section provides a financial manager's main task. Efficient use of resources allocated to company resources or ensure that the loss of the secret funds that may occur in the firm (in particular in terms of Auto Financing) and that is to determine which administrative occurring on the arms-losses may occur.Increase the financial efficiency for short.It is open to finance manager tools and long known.These financial budget (production-sales-general management-cost)-credit supply/capital market situation (raising interest rates and loan legislation-such as the capital market transactions.)-the country's political and economic conditions (related to the Government's management of the country's debts/borrowing capacity--economic/political style-issued incentives-such as performance) production is the subject of the objects (objects existing because of business, especially in textiles, featuring fashion fashion trends or the General target audience changes monitoring-the market share of the market-price/cost balance-production capacity).
This is the information that I explain why elements are pretty much obvious.Finance Manager do first of all is necessary to consolidate this information and sort/formats to integrate (financial engineering) and create-to present to management.General Manager of finance and administration, thus becoming a part of.In light of the above, I explain why these facts are aware of the information/vision also knows the actual financing Administration (cuisine) Finance Manager (will show itself in practice already people) is not within the General Administration (that I came across it) makes losing all over again.There is a mention.Money do you speak up.I will say so to talk to companies in the financial administrator in.
----WORLD ECONOMIC-POLITICAL AND CULTURAL CONJUNCTURE.
The company's line of business to the firm's external ticaretse or import & export/performs a very important element of this. GLANCE; Import your goods to market conditions in the country-relevant such as the need of the market, is made in your own country (price-# capacity against the goods imports such as letters of credit-the terms # # import creates direct corporate entries cost/offers.This has the requirements to consider the vital importance. The country's export market conditions while the exports object versions market share/export made in terms of purchasing power capacity as # # # letter of credit-goods against presentation of your special such as direct corporate financial status as the # outputs.AND IT CERTAINLY SHOULD BE ANALYZED CORRECTLY.
---THE RESULT
In light of this information, considering the financial culture of both header must be recreated.This also involves the company will help the formation of the CULTURE of the company for all layers.That will ensure the continuity of the formation of the culture of the company. There is no longer a social responsibility of companies.One of the company's failure as a large load on both the national economy and to employees-harm. Today, it is not easy to create/save the capital. A quality financial management is a must.

FINANCING IS NO LONGER A SCIENCE/PHILOSOPHY. ( THE MONEY USE ART )


Faik Çaltılı
02/05/2012-İSTANBUL, Turkey





26 Kasım 2014 Çarşamba

Türkiye'nin Finansal Hayatı 1



Merhaba,


Geçen yazımda Forex konusu hakkında açılımlarım olmuştu.Tarihe biraz ara vermek istemiştim. Çünkü.Malum çoktandır finansal tarihimiz hakkında yazıyordum.Amacım bugün kü FİNANSAL durumumuzun evrimini ve nedenlerinini ortaya çıkarmak ve niçin hala bu durumdayız sorusuna ( devamlı olarak bu soruyu sorarız ) açıklık getirmekti.
1923 yılında kurulduk ve yaklaşık 90 yıllık bir ülkeyiz.Hazine nin 4 ekim 2012 tarihli sunumuna göre dış borç toplamımız  323.5 mia usd.Bunun 102.3 mia usd ı kamunun, 212.5 mia usd ı özel sektörün,8.7 mia.usd ı ise merkez bankasının borçlarından oluşuyor.
Özel Sektör ün kısa vadeli borcu ise 85.1 mia.usd gibi yüksek ve kritik bir rakama ulaşmış durumda.Eylül 2012 itibariyle toplam ihracatı 102 mia.usd.İthalatı ise 159 mia usd dır.Dolayısıyla ödemeler dengesi açığı 57 mia.usd ı bulmuştur.Rakamlar oldukça kötü görünüyor.Ödemeler dengesi açığı yüzünden finans kapital in sıcak para oyuncuları ülkemize iyice yerleşmiş durumda.Uzun sürede de çıkacak gibi görünmüyorlar.

İlk iç borçlanma 1933 yılında Diyarbakır demiryolu nun inşaatı amacıyla yapılmıştır.İlk dış borç ise 1928 ve 1933 yılları arasında bazı demiryollarının millileştirilmesi nedeniyle alınmıştır.Ayrıca bu yıllar içerisinde de Amerika dan 10 mio.usd borç alınması da vardır.1951 e kadar borç hareketleri  ülke ekonomisini tehdit etmeyecek seviyede yürütülmüştür.Bu tarihten sonra ise bütçe açıkları kronikleşmeye başlayınca  iç borçlanma yoluna gitmek mecburiyetinde kalınılmıştır.1960-1970 yılları arasında kalkınma faaliyetlerinin finansmaı için IMF den borç alınmaya başlanmıştır.Böylelikle de IMF ile maceramız başlamıştır.Kamu açıkları 1980 li yıllarda tavan yapınca tekrar borçlanma süreci başlamıştır.Bu açıkta 1970 yılında yapılan devalüasyonun etkisi tartışılmaz.Bu devalüasyon döviz borçlarını oldukça yükseltmiştir.1987 e kadar dış borç,1990 dan itibaren de iç borçlanma yükselişini sürdürmüştür.Bu yıllarda iç borç faaliyetlerinin de aşırıya kaçılması yüzünden faiz oranları ve TL değeri aşırı şekilde düşmüş böylelikle 1994 krizi ortaya çıkmıştır.Bu senelerimizde IMF ile oturup kalktık yıllarca..Halkın sohbet konularından biriydi IMF.Peki neydi bu IMF.1946 yılında kuruluyor.Merkezi washington da.Amacı ise uluslararası ticaret,kambiyo,parasal hareketlerde entegrasyonu düzenlemek,özellikle kambiyo kısıtlamalarının azaltılmasını sağlamak,ödemeler dengesinin düzeltilmesi konusunda önerilerde bulunmak gibi.Ayrıca ihracat ve yabancı sermaye oranının arttırılması-yüksek faizlerin uygulanması-fiyat kontrollerinn kaldırılması-dış açık varsa devalüasyon yapılması gibi önerileri daha doğrusu kuralları vardır.Kısaca IMF denen uluslararsı fonun içeriği bu.IMF den ilk kredimizi 1947 yılında 43 mio.usd olarak aldık.IMF ile olan maceramızı az-çok hepimiz biliyoruz zaten.IMF yi  DUYUN-U UMUMİYE YE BENZETEBİLİRİZ.Ana kriterler ve amaçlar hemen hemen aynıdır.Ayırıcı fark IMF nin uluslararası resmi nitelikli bir kuruluş olması,.Duyun-Umumiye nin  ise bir şirket olarak faaliyet göstermesidir..Serbest yani koşulsuz borçlanma yolları kapandığı zaman Duyun-Umumiye ye nasıl gitmişsek IMF yede aynı şartlarda gittik.Dolayısıyla koşullu borçlanmaktan başka çare yoktu artık.NE YAZIK Kİ OSMANLI NIN YAŞADIĞI SÜREÇLERİ AYNEN YAŞIYORUZ.Sadece kelimeler ve görüntüler farklı.

NASIL OLDU DA YENİ CUMHURİYET OSMANLI DAKİ  ATALARIMIZIN DÜŞTÜĞÜ TUZAĞA DÜŞTÜ.DOLAYISIYLA BUGÜN KÜ DURUMA NASIL GELDİK.

Bu nedenleri ve süreçlerini açıklamaya çalışacağım.


Avrupa da ulusal sermayenin ( burjuvazinin ) nasıl ve hangi şartlarda oluştuğunu daha önceki yazılarımda açıklamıştım.Avrupa nın sosyo-ekonomik şartlarının evrimi ( eğitim-teknoloji gibi ) oluşturmuştu bu sermaye birikimini..Fakat Osmanlı nın sosyo-ekonomik yapısı sermaye birikimine uygun değildi.Bu farkedildiğinde ise yabancıların  sermaye birikiminin önlenmesi için neler yaptığını ve bizim de ne gibi hatalara düştüğümüzü de belirtmiştim.Aynı sosyo-ekonomik şartlar bahis konusu değildi açıkçası.AÇIKÇA YETERLİ BİLGİ BİRİKİMİNİN OLMAMASI VE SOSYO-EKONOMİK ŞARTLAR YÜZÜNDEN OSMANLI NIN GELDİĞİ NOKTAYI DOĞAL KABUL EDİYORUM.FAKAT YENİ CUMHURİYET İN HATALARINI, BUNCA YAŞANAN ACILARA RAĞMEN DERS ALINMAMASINI KABUL EDEMİYORUM.
Ekonomik nedenlerin kırılma noktası Rahmetli Menderes döneminde ortaya çıktı.Yol ayrımı da diyebiliriz buna.Sorun bu sermaye birikimi nasıl sağlanacaktı.Ekonomik kalkınma yöntemi için hangi araç kullanılacaktı.Liberal yöntemler mi ?.devletçi kollektivist yöntemler mi?.Bu nu yeni kurulan devletin ( kemalist ideoloji ) ideolojisi mi, Osmanlı dan kalan sosyo-ekonomik yapı mı belirleyecekti.Çünkü.İdeolojilerin sosyo-ekonomik alt yapıları yoksa hayata geçme şansı düşüktür-zordur.Tek çare yapıyı değiştirmektir.Bu eğitimle ve ekonomik açılımlarla olabilir ancak.Atatürk ün istediği bu eski yapıyı değiştirmekti öncelikle.biliyordu ki.Bu yapı değişmeden hiçbir şey yapılamazdı. Kendi kurduğu yeni  yapıya güveniyordu.Çünkü.Bu yapıyla kurtuluş savaşını kazanmıştı.SANIRIM ÖMRÜ VEFA ETSEYDİ BECEREBİLİRDİ BUNU. Eski yapının değiştirilmesini amaçlayan köy enstitülerinin kapatılması geriye dönüşü hızlandırdı. Dolayısıyla yeni yapıda tarihe  karıştı.                             

Kırılma noktası o yapıyı oluşturan kitlelerin bilgi birikiminin olmaması-yorgunluğu-nelerin değişmesi gerektiğinin ve değiştirebilecek güçlerinin olduğunun farkında olmamalarıydı.Fakat Osmanlı dan kalan ekabir takımı biliyordu tabiki.Zaten 1923 İzmir İktisat Kongresi  bu takımın bilinçli olduğunun ve yeni devletin yönetimine talip olduklarının tescili oldu.Fakat bu sınıflar ekonominin yabancılar tarafından sömürülmesine de karşı çıkmıştır.Bu kongrede devletin yerli burjuvaziyi oluşturmak-güçlendirmek için bir araç olarak kullanılması da tescil edilmiştir.Bu da doğaldır zaten.Çünkü devletten başka sermaye oluşturabilecek bir araç yok.Özel sermaye birikimi de yok.Böylelik le liberal yöntemler savaşı uzun vadede kazanmış oldu.Kongrenin hayata geçirilmesi için örneğin İş Bankası kuruldu.Sanayii teşvik kanunu çıkarıldı.Ayrıca maden,kimya,şeker gibi konularda üretim yapacak işletmelerde kuruldu.Bu ekabir takımının imdadına 2 dünya savaşı yetişti.Türkiye savaşa girmedi.Bu yüzden kaynak sarfiyatında bulunmadı.Ayrıca savaş yüzünden özellikle karaborsa ve kaçakçılık yüzünden bir gecede milyoner olan kişiler türedi.O günkü hükümet bütçe denkliği sorunlarını çözmek için varlık vergisi çıkardı.Fakat vergi sistemi yeniydi-kurumlaşmamıştı.İstenen kaynak sağlanamadı.Bu gün bu vergi eleştiriliyor.Bu dönemde özel sermayede ciddi bir kaynak birikimi sağlanmıştır.AMA.Bu dönem iktisat kongresindeki ekabir takımının ideolojik açıdan bozulmaya başladığı dönemdir de aynı zamanda.Yeterli sermaye ve bilgi birikimleri olmasına rağmen küçük de olsa  katma değeri yüksek sanayi yatırımları yapmaya yanaşmadılar.Osmanlı dönemindeki belirsizlik dönemlerindeki para kazanma yöntemlerine dönmüşlerdi.Sanayileşme ve ekonomik kalkınmayı yapmak ( kalkınma planlarıyla ) devlete kalmıştı.İktisat kongresindeki milli burjuvazi yaratma misyonunun yerinde yeller esiyordu artık.

Çok ciddi bütçe problemleri olmamasına rağmen ekonomik kalkınma amacıyla Amerika ile flört dönemi başladı.Amerika nın ana şartı ise kalkınmanın özel sermaye aracılığıyla yapılmasıydı.Ama hangi özel sektörle.Düşünülmesi gereken nokta bu bence.Menderes dönemi Amerika ile ilişkilerimizin kurumlaştığı ve geri dönülemez hale geldiği dönemdir.( ve siyasi-kültürel değişimlerin de yaşandığı bir dönemdir.) Fakat nedense özel sermaye sanayi yatırımı ( KATMA DEĞERİ YÜKSEK VE İHTİYAÇ YARATAN ) yapmaya yanaşmamıştır.Yapılanlar da yan sanayi çerçevesindedir.Bunda devletin de hataları olduğuna da inanıyorum.Örneğin: Menderes döneminde kamu iktisadi teşebüslerin sanayi üretimindeki etkisi daha da artmıştır. Ayrıca devlet teşekküllerinin özel sektöre devredilmesi sözü de  verilmişti. ( Günümüzde bu devir gerçekleşmiştir.) Herşey bilinçsizce yapılmış.Sanayileşme konusundaki şanslar kullanılamamıştır.O iktisat kongresinin ruhu da yoktur artık.Menderes dönemi tarım,haberleşme, enerji .yollar gibi alt yapıların kurulduğu dönemdir de.Şehirleşmenin, kitlelerin şehirlere akın ettiği bir dönem. Cumhuriyet tarihinde ilk kez borçların ödenememe tehlikesinin başladığı bir dönemdir Menderes dönemi..                                                                      

Bu dönemde başlayan, karşılıklı saygı ve yardım çerçevesinde devam eden Amerika ilişkileri SSCB nin dağılmasıyla sona erdi.Artık tek taraflı sadece Amerika için çalışan bir ilişkimiz var.Ayrıca Kemalizm de bitti.Kollektivist yöntemlerle sermaye biriktirme görüşü de çöpe atıldı.Özel sermaye de uluslararası sermayeye entegre oldu.Aslında özel sermaye de kazanamadı.Rekabet gücü yüksek bir sınıf oluşturamadılar.İlerki dönemlerde siyaset kokuşmuş,iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi teşekkülleri siyasilerin çöplüğü olmuş,topluma borç yükü yaratmışlardır. Fakat uzun süre ekonomiye girdi sağlamışlardır.Bu kuruluşların verimli olanları da son dönemde özelleştirilmiş, yabancı sermayenin eline geçmiştir.Bizim özel sektörümüz ise sadece seyretmiştir.Ben bu özelleştirilmelerin en azından bizim özel sektörün elinde olmasını tercih ederdim.KALKINMA İSTER ÖZEL SEKTÖR,İSTER DEVLET TARAFINDAN YAPILSIN.HİÇ FARKETMEZ Dİ.YETER Kİ BAŞARABİLMELİYDİK.Bunları yazarken dip ayrıntılara girmek istemedim.İşin özü bu.Yüzlerce bilginin konsolide edilmesiyle ortaya çıkan sonuç bu arkadaşlar.Şimdiki finansal yapımız global Dünya nın bir parçası.Her türlü ekonomik-siyasi hareketlerden  etkilenen karmaşık  bir yapı bu..Sonuçta.Ne ulusal güçlü sermaye yaratabildik, ne kollektivist yöntemlerle sermaye biriktirebildik.Ne de bilgi ve teknoloji üretebilen bir alt yapı.Herşeyi hazır alan-tüketen asalak bir devlet olduk.Dolayısıyla asalak bir toplum da.Sıcak para olmazsa işimiz çok zor.Ve şimdi geçerliliğini yitirmiş eski bilgilerle boğuşup duruyoruz.Artık yukarıdaki ikinci paragraftaki sonuçlar sermayeyi hiç birikteremediğimizi hatta oldukça eksi de olduğumuz gösteriyor.

NOT-Bu konuya II bölümle devam edeceğim.



Saygılar,
Faik Çaltılı
26-10-2012 Küçükköy.






















Türkiye'nin Finansal Hayatı 2





















Merhaba,

Daha önceki yazımda finans hayatımızın objektif bir gelişimini Yazmıştım.Bu yazımda ise ayrıntılarına gireceğim.Öncelikle Para ve sermaye Piyasalarının gelişimini ve işleyişini açıklamaya çalışacağım.



İlk olarak şunu belirteyim.1960 yılına kadar sermaye piyasalarında herhangi bir gelişme bahis  konusu değil.   ( 1960 dan sonra hürriyet tahvilleri ve tasarruf bonoları ortaya çıktı ve 1980 li yıllarda piyasadan çıktılar. ) Çünkü 1929 yılında çıkarılan bir yasa ile ( menkul kıymetler-kambiyo borsaları kanunu) sermaye piyasası sınırlandırılmıştı.Bu yasayı akılcı buluyorum.Piyasanın tekrar yabancıların eline geçmemesi için gerekliydi. Zaten ulusal bankalar vardı.Yatırımcılar bu bankaların sağladığı düşük faizli kredilerle faaliyetlerini büyütüyorlardı.Bu durum özel sektörün banka kurma faaliyetlerini hızlandırdı.( mevduat faizlerinin değişmez ve düşük olması nedeniyle ).Böylelikle özel sektör kendi bankasından uygun şartlarda kredi kullanabiliyordu.Tabiki bu sistem usulsüz kredi kullanımı-rakip firmalara kredi kullandırmamak gibi olumsuzluklara yol açmıştır.( Ayrıca yakın zamanda bankaların içinin boşaltılması gibi tüm ülkeyi sarsan faaliyetleri gördük-biliyoruz.)

İşte bu konjoktür firmaların holdingleşip fiktif muhasebe yöntemleriyle (veya gerçek ) hisse senedi ve tahvil çıkararak piyasaya sürmelerini hızlandırdı. Bu faaliyetlerin önünü tıkayan 1929 yasasıydı.İlgili piyasayı düzenlemek için yeni yasa teklifleri hazırlandı fakat bir türlü hayata geçmedi.Bu boşluk ilgili piyasada bazı kötü tecrübelerin yaşanmasına neden oldu.Batan holdingler oldu.Toplumda mağduriyetler geniş kesimlere ulaştı.Bu mağduriyetlerin tekrar yaşanmaması için Merkez Bankası yeni standartlar getirdi.Mesela satış süresi üç ay oldu.Faizler % 15 i geçemiyecekti.Satışa başlanmasından 15 gün sonra tüm bilgilerin Merkez bankasına ulaştırılma zorunluluğu gibi.Kısaca bu tür faaliyetler denetlenmek istendi.Bu yasa değişikliği BANKERLİK ( ( ( ikinci el menkul kıymetler borsası ) faaliyetlerinin de doğmasına neden olmuştur.Bu bankerlik furyasını ve akabinde çekilen sıkıntıları bilenlerimiz vardır.Tüm bu faaliyetler güdük kaldı.Hayal kırıklığı diz boyu olmuştur.
Para ve Sermaye Piyasaları aktifdir ve evrimi çok hızlıdır.Yasal vesair konularda boşluklar muhakkak başka oyuncular tarafından doldurulur.

24 Ocak 1980 kararlarıyla sıkı para politikasına geçildi.Banka faizleri serbest bırakıldı.Akabinde faizler yükseldi.Ucuz krediyle çalışan veya banka kuramayan özel sektör de finans sıkıntısı baş gösterdi.Artık banker ler büyük oyuncu olmaya başladılar.Sermaye toplayabilmek için her yola başvuran bankerler üstüne birde yüksek faiz ve kısa vade politikası gütmeye başlayınca olanlar oldu.Sıkı para politikası nedense bankerler üstünde işe yaramamıştı.Yaramazdı da zaten.1980 kararları zaten baştan ölü doğan kararlardı.İşin mutfağından habersiz kişilerce hazırlanmıştı Bence.Daha önce de yazdığım gibi sonuçlarını hepimiz biliyoruz.Banka Banker rekabetinden bankalar kazançlı çıktı.Bankerler kaybettiler.Mahkumdular buna.Akılcı olmayan herşey gibi sonucunda bu olması normaldir.Bankerlerin çoğu yurt dışına kaçtı-kaçabildiler.Fakat bu aşamada sermaye piyasasında hem rakamsal hem de bilgi birikimi oldukça büyümüştür.Bunu belirtmek te yarar var.Biliyoruz ki tüm bu ekonomik ve siyasi olumsuzluklar 12 eylül ihtilaline yol açmıştır.
AMA.BU ARADA BANKA KURABİLEN-BANKASI OLAN ÖZEL SEKTÖR KURULUŞLARI BANKALARINDAN EN UYGUN ŞARTLARDA KREDİ KULLANMAYA-REKABETSİZ BİR ŞEKİLDE BÜYÜMEYE DEVAM EDİYORDU.BU YÖNTEMİN ÖNÜ GÜNÜMÜZDE TIKANMIŞTIR.FAKAT KURDUKLARI FACTORİNG ŞİRKETLERİYLE BU FİNANSMAN YÖNTEMİNE DEVAM EDİYORLAR-ETMEYE ÇALIŞIYORLAR.BAKALIM-GÖRELİM NE OLACAK.

Tüm bu olan bitenlerden sonra 1982 yılında yeni bir yasa yürürlüğe girdi. ( bu yasa 1992 yılında son şeklini almıştır.) Bu yasanın amacı piyasanın daha iyi denetlenmesi-halkın piyasaya katılımının, sürekliliğinin ve güveninin sağlanması tüm piyasa oyuncularının hak ve hukukunun korunmasıdır.Bu yasanın getirdiği başlıca değişikliler şunlardır.
--Sermaye Piyasası Kurulu nun kurulması.Bu kurum 7 kişiden oluşur.Tüzel bir kişiliktir ve bağımsızdır.Günümüz de Hazine Dış Ticaret Müsteşarlığına bağlı olduğu için işlevsizdir Bence.Bağımsız olduğunu sanmıyorum.
--Değiştirilebilir Tahvil.Tahvil sahibi tahvilin vadesinin bitiminde isterse tahvili çıkaran şirketin hisse senedleriyle elindeki tahvili değiştirebilir.Önceden belirtilen koşullar bahis konusuysa tabiki.
--Kayıtlı Sermaye.Anonim şirketlerin sermaye yükseltmelerinin veya hisse senedi çıkarmalarının bir sınırının olmasıdır.
--Güvenlik Fonu.Bu fonun kurulmasındaki amaç ise.Aracı kurum borç ve edimlerini karşılayamazsa bu fonun devreye girmesi ve bu yükümlülülükleri yerine getirmesidir.Bunun içinde aracı kurumlar yıllık satışlarının % 1 i kadar fona ödeme yapacaklardır.Tabiki bu nereye kadar yeterse.

Ayrıca bu yasanın ortaya çıkardığı kurumlar ise;
--Menkul Kıymetler Yatırım Fonu.Menkul kıymetler pörtföyü oluşturmak ve işletmek amacıyla kurulan bir fondur.
--Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı.Bunlar anonim ortaklıklardır.Amaçları menkul kıymet pörtföyü işletmektir.İlgili şirketlere yönetip ele geçiremezler.Ortaklıklarında ilgili ortaklığın sermayesinin % 10 unu geçemezler.Ayrıca sermayelerinin % 20 den fazlasının tek bir ortaklıkta kullanamazlar.Bu kurumun pörtföyü hisse senedi,tahvil,devlet tahvili,hazine bonoları,intifa senedleri gibi kıymetli evraklardan müteşekkildir.
--Aracı Kurumlar.Menkul kıymet satımı ve alımı ile iştigal eden kurumlardır.Bu kıymetleri kendi adına veya başka kurum veya kişi adına yapabilir.Aracı kurumlara bankerlik müessesinin kurumlaşması gözüyle bakabiliriz.Kısaca borsa bankeri diyelim buna.Nakit verme işlemi yapamazlar.Bu tür bir kurum için belge alınması şartı vardır.Bu belge de Sermaye Piyasası Kurulu tarafından verilir.
Tüm bu faaliyetlerin yürütülmesi ve denetlenmesinde başta Maliye Bakanlığı ve Sermaye Piyasası Kurulu yetkindir.Yanlız kamu iktisadi teşekküllerinin menkul kıymet çıkarmaları için izin almak bahis konusu değildir.

ARTIK İSTANBUL DA BİR  MENKUL KIYMETLER BORSA MIZ VAR VE FAALİYETLERİNE DEVAM ETMEKTE.


Menkul Kıymet faaliyetleri tarihte ilk defa kurumsal olarak 1606 yılında Hollanda da görülüyor. Hollanda lı bir firma ( Vereenigde Oostindische Compagnie ) ilk hisse senedini  piyasaya sürüyor.Hisse senedi bir ortaklık şekli.Tahvil ise vadesi ve faizi belli olan bir borçlanma yöntemidir.




BU TÜR PİYASALARIN YAŞAMASI ÜLKEYE GİREN SERMAYENİN KATMA DEĞERİ YÜKSEK İHRACATTAN GELEN REEL GİRDİLERE BAĞLIDIR.BU SERMAYENİN HALKIN TÜM KESİMLERİNE YAYILMASI ŞARTTIR.ÇÜNKÜ YAYILMA AKABİNDE TASARRUF YARATACAKTIR.YASALARIN BU PİYASAYI YÖNETECEK KADAR GELİŞMİŞ OLMASI-DAĞITILAN-VERİLEN TEMETTÜ YADA FAİZLERİN ENFLASYON BAHİS KONUSUYSA ENFLASYON ORANINI AŞMAMASI GİBİ UNSURLAR DA BAHİS KONUSUDUR.PİYASA REKABETİNİ ÖNLEMEK-DÜZENLEMEK İÇİN DE MERKEZ BANKASI VE İLGİLİ KURUMLARIN DENETİMİ-GELİŞMELERİ- DÜNYA KONJOKTÜRÜNÜ TAKİP ETMELERİ OLDUKÇA ÖNEMLİDİR.


NOT= III bölümde finansal hayatımıza devam edeceğim. İSTANBUL MENKUL KIYMETLER BORSA SININ FİİLİ İŞLEYİŞİNİ  ele alacağım.








































Faik Çaltılı
11-10-2012 Edirnekapı


















Sınıf Atlamak Üzerine



















Merhaba,

Geçenler de banka da çalıştığım dönemlerdeki arkadaşlarla bir akşam yemeğine Beşiktaş a giderken Barbaros Bulvar ında İzmir deki okul arkadaşlarımdan biriyle karşılaştım.Hatta farketmedim.Bir arabanın kornası devamlı çalıyordu.Merak edip arkama baktım.Koltuktaki kişi eliyle Beni çağırıyordu.Yanına gittim.Tanıyamadım.Ya benim Golgi dedi.O zaman tanıdım Cengiz i. Golgi derlerdi Ona.Neden derlerdi ?.Sorduğum zaman da.Futbolu seviyorum.Kaleci yaparlardı Beni.Ama.Çok gol yediğimden bu lakabı taktılar demişti bana.İyi bir arkadaşlığımız olmuştu.Onun la karakollarda sabahladığım zamanlar az olmamıştır.Güçlü kuvvetli iri bir arkadaştı.Mali durumu iyi değildi.Onun içindeki ezikliği her zaman hissetmiştim.Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışmıştım.Paralarımı bölüşmüştüm.İtiraf edeyim ki.Her başım derde girdiğinde yanımda olmuştu.Elazığ lı bir kardeşimizdi o.Neyse.
Arabasına bindim.Sahip olmayı istediğim bir arabaya sahipti.Sohbet ettik.Factoring şirketi sahibi olmuştu.Bir ara.Bak Faik cim kolumdaki saat 15.000.usd.arabam ise 225.000 usd dedi.Bir factoring sahibinin bunlara sahip olması normaldi tabiki.Normal olmayan bunun Bana -eski bir dostuna söylenmesiydi.Canım sıkıldı.Çünkü.Benim gözümde o hala fakültedeki Golgi idi.Bütün gece yemekte düşündüm.Yemeğin içine etti  yani golgi.Artık O sınıf atlamıştı.Yani halk diliyle sonradan görme olmuştu.Ama.Pratikte öylemiydi.

NEYDİ SINIF ATLAMAK DENEN ŞEY.

1990 yıllar Dünya da ekonomik hareketliliğin arttığı yıllardır.Çünkü.3 üncü sanayi devriminin gelişmiş ülkelerde gündemde olduğu yıllardır bu yıllar.Dolayısıyla az gelişmiş ülkelerin katma değeri düşük sektörlerde üretim yapmaları ve geçici bir sermaye birikimi yapmalarına göz yumulmuştu.Bu aynı zamanda gelişmiş ülkelerin artık ekonomik hammallıktan kurtulmaları demekti.Finans piyasaları-teknoloji üretimi gibi alanlar varken ekonomik hammallıkta ısrar etmenin anlamı yoktu.Bu hammallığı başka ülkeler yapsınlardı.Ama onların kontrolünde. Onlar ithalatçı olacaklardı.Talep ellerindeydi.Fiyatı Onlar belirliyordu nasılsa.İstedikleri zaman insiyatif alabilirlerdi.Ve.Öylede oldu.Örneğin Türkiye de çok büyüyen tekstil şirketlerinin çoğunlukla batması bu yüzdendir.Bu konjoktür yeni bir sınıf doğurdu.                                                                

AGRESİF-KORKUSUZ-ZEKİ-DAHA ÇOK KAZANMAK İSTEYEN-ENGEL TANIYAMAYAN.LÜKS ARABASININ PENCERESİNDEN YERLERE TÜKÜREN BİR SINIF.HAYATIN HER ALANINDA KÜÇÜK-BÜYÜK SEKTÖRLERDE FAALİYET GÖSTEREN BİR SINIF.                                                                                                                                          

Fakat aralarında elbette konumunu hazmeden kişilerde oldu.Tanıdıklarım var çünkü.Tabiki ezik insanların-kaybedecek bir şeyi olmayan insanların çoğunlukla atak olmasından daha doğal birşey yok.                                                                                                            

BU KONU HEM PSİKOLOJİK HEM DE EKONOMİK KISTASLARI OLAN BİR KONU.               

Peki kötü mü ?.Elbette kötü değil.Bu bir evrim sadece.Bu kişilerin ortak özellikleri zeki olmaları..Zeki olmasalar değişimin ve fırsatların farkında olabilirlermiydiler ?.Asla olamazlardı.Ben de farkına vardım.Fakat .Başarsam da.devamlılığı sağlayamadım.

Golgi nin konuşmalarından sonra artık Onun nasıl bir hayatı olduğu nasıl olabileceği konusunda burada ayrıntılara girmeye gerek yok.Az çok biliriz zaten.Kültürel açıdan da sınıf atlamaya çalıştıklarını.Kurumlaşmış zenginlere ulaşmaya çalıştıklarını veya buna benzer faaliyetlerde bulunduklarını.

Bu konuya farklı bir açıdan da bakmak istiyorum.

Hepimiz yer ve içeriz.Enerji almak zorundayız.Varlığımız aldığımız bu enerjiye ve kalitesine bağlıdır.Bunun bedeli olan artı değeri  yaratmak bahis konusudur artık.Mirasyedi değilsek kazanmak-çalışmak zorundayız.Kişinin büyüdüğü ortam veya halihazır da içinde bulunduğu ekonomik ve kültürel ortam elde edilmesi gereken kazancın büyüklüğünü veya küçüklüğünü belirler.Ayrıca kişinin özel istekleri örneğin kültürel istekleri de bahis konusudur.Sonuçta.Tüm bu olgular Bizler in geleceğini belirler. Bunun için sınıf atlamak denen olguyla hemen hepimiz karşılaşırız.Vereceklerimiz - alacaklarımız sonucu belirler.İddialı oluruz veya olmayız.Tercih Bizlerin dir.Hayatta bedelsiz hiçbir şey yoktur.Bu bedeller hemen herşey olabilir.                                                      

BUNUN FARKINDA OLANLAR-KAPASİTELERİNİ BİLENLER-BUNUN İÇİN DONANIMLARINI ARTIRANLAR-STRATEJİLERİNİ DAHA GERÇEKÇİ VE AKILCI OLUŞTURABİLİRLER.EMİNİM GOLGİ NİN BAŞARISI TESADÜF DEĞİLDİ.ZEKİYDİ.

BENİ ÜZEN HAZMEDEMEMİŞ OLMASI.

ARTIK ESKİ KONJOKTÜR YOK TÜRKİYE DE.SINIF ATLAMAK ÇOK ZOR. TÜRKİYE NİN SINIFSAL YAPISI OTURMAK ÜZERE.İŞTE O ZAMAN GERÇEK YETENEKLİLER ORTAYA ÇIKACAK.O ZAMAN DİYECEĞİZ.HELAL OLSUN DİYE.             


Faik Çaltılı














Osmanlı'da Sanayi Hayatı



Merhaba,
Osmanlı devletinin son 150 yılı hakkında az çok birşeyler biliriz..Fakat  bu bilgilerimiz genellikle veya klasik olarak siyasi hayatı ve savaşları hakkındadır.Fakat bu konuların neden-niçin-nasıl oluştuğu hakkında çok az kişinin bilgisi vardır..SİYASİ HAYATI  OLUŞTURAN NEDENLERİN EN BAŞINDA EKONOMİK HAYAT GELMEKTEDİR..                                                                                                                  
Bu yazımda Osmanlı nın sanayi  hayatı ile ilgili yüzlerce bilgiyi   KONSOLİDE  olarak vermeye çalışacağım..Yazının belli yerlerinde vurguladığım açıklamalar bu konunun iskeletini oluşturmaktadır..Öncelikle sanayi hayatını ve daha sonraki yazılarımda finans hayatını açıklamaya çalışacağım..




OSMANLI'DA SANAYİ HAYATI.

Avrupa da her alandaki ( eğitim,araştırma,teknoloji,lonca sisteminin zayıflaması,klasik ticaretin ekonomiyi tıkaması gibi ) gelişmeler sanayi devriminin doğmasına neden olmuştur.Özellikle lonca sisteminin zayıflaması ucuz işgücünün doğması, eğitimle birlikte de kaliteli insan kaynaklarının oluşumu bu sanayi devriminin doğuşunu kaçınılmaz kılmıştır.Bu durum doğal olarak Avrupa da siyasetin yeniden yapılanmasını gerektirmiş.Son derece donanımlı kadrolar ülkeleri yönetmeye başlamışlardır.Avrupa nın günümüze kadar gelen üstünlüğü böylelikle başlamış ve şimdilik hala devam etmektedir.

Peki bu gelişmelere karşın Osmanlı ne yapmıştır.Tabiki seyirci kalmamış.Sanayileşme için ciddi atılımlarda bulunmuştur.   Başarmak için elinden geleni yapmıştır.Fakat içinde bulunduğu kaostan kurtulma şansı olmamış  ama sanayileşme  eksiğinden doğan mali açıklarını ilk borç alınan 1885 yılına kadar gayet iyi kapatmış ( Osmanlı merkantilist ekonomisi ).Osmanlı devleti varlığını devam ettirmiştir. Aslında önceleri Osmanlı daha avantajlıydı.Şöyleki; Osmanlı imparatorluğunun hammadde ve mamul madde ticaretindeki coğrafi avantajı avrupa da sanayi devriminin tamamlanmasını önlüyordu.Dolayısıyla Avrupa bu kendi sanayi  oluşumunu  tamamlamak ve Osmanlı sanayisinin ve ticaretinin güçlenmesini önlemek için diplomasiyi-savaşı ve işbirlikçilerini ( özellikle eğitim ve basın ) kullanmıştır. ( HIRSIZ EVİN İÇİNDE İSE KAPI KİLİT TUTMAZ )  atasözü sanırım bu dönemleri çok güzel anlatmaktadır.Osmanlı dan Avrupa ya eğitime  gidenler de Avrupa nın genel stratejilerini kavrama yeteneği gelişmemiştir .Avrupa serbest ticaret kurallarını savunmasına rağmen pratikte resmen korumacılık yapmıştır.Özellikle bu yolla Osmanlı  sanayisini önlemek için hiçbir rekabet kuralını uygulamamıştır.Ta ki Ziya Gökalp ın 1 inci dünya savaşından sonra uyanıp milli ekonomi konusunda yazmaya başlamasına kadar.Türklerin uyanması bu dönemden itibaren başlamıştır. Avrupa nın Osmanlı nın sanayisini önlemek için yapmış olduğu faaliyetlerden bazı örnekler vermek istiyorum.

.--İstanbul, Bursa, Beyrut kağıt fabrikaları önceleri piyasada tutunmuş satışları fabrikaların üretimi belli bir standart oluşturmuştu.Bu arada Osmanlı piyasasına da mal veren altı-yedi İtalyan kağıt fabrikası birleşerek fiyatları düşürmüştü.Ayrıca bu italyan fabrikalarının İtalyan hükümeti ncede desteklenmesi.Serbest ticaret kurallarına uyan Osmanlı kağıt fabrikalarının sonunu getirmişti.( Prof.Dr.Haydar Kazgan )

--Anadolu da değişik yörelerdeki kumaş dokuma tezgahları Avrupa nın bu konudaki mallarını bazı gümrük kapılarından gümrüksüz sokmaları  Bu küçük kobi diyebileceğimiz faaliyetlerde  fiyat rekabeti dolayısıyla sonlanmıştır.
--- Bazı Osmanlı azınlık larının kurmuş olduğu tarım aletleri fabrika ve atölyeler üretimde kaliteyi yakalamalarına rağmen fiyat rekabetine dayanamamış.Avrupa ülkelerinin yaptığı dampingler Osmanlı sanayisine büyük darbe indirmiştir.

.--- BU DAMPİNG OLAYINDA AVRUPA NIN POLİTİKASINI TAKDİR ETMEK GEREKİR.DÜŞÜK FİYATTAN OSMANLI PİYASASINDA SATILAN MALLAR ZATEN AVRUPA DA MODASI GEÇMİŞ YADA TEKNOLOJİK OLARAK ZAMANINI DOLDURMUŞTU. AVRUPA İÇİN CİDDİ BİR FİYAT RİSKİ BAHİS KONUSU DEĞİLDİ ZATEN

-- Kumaş ve bez imali için kurulmuş Feshane, Hereke, Bakırköy fabrikaları aynı  sorunlar dolayısıyla kapanmıştır.( Prof.Dr.Haydar Kazgan )

--Tarım ürünlerinde ise Osmanlı nın  üstünlüğü bahis konusuydu.Kalitesi o dönemlerde açıkça belli idi.Fakat bu malların pazarlanması  levanten ve azınlığa mensup kişilerin tekelinde olduğu için gelirin çoğu bu aracıların elinde kalıyordu.
--Buharlı gemilerin ticarette yer alması Avrupa sanayisinde taşıma maliyetlerini çok düşürmüştür. Bu düşük maliyetler Osmanlı sanayinin rekabet gücünü tamamen sekteye uğratmıştır.Artık bu rekabete dayanmak imkansız hale gelmiştir.
-- 2  mahmut döneminde Avrupa nın sanayi ve ticaretteki üstünlüğüne karşı  yerli küçük sanayiciler yeniçeri lerle anlaşıp bu malların ülkede satılmasını önlemeye çalışmışlardır.Yeniçeri ler bu yabancı malları satan dükkanları yağma ve yakma eyleminde bulunuyorlardı.Ayrıca ilgili malları getiren gümrük teki gemilere ve depolarada saldırıda bulunuyorlardı.yeniçerilerin tasfiyesi sonucunda da yerli küçük kobi diyebileceğimiz işletmelerin artık yaşamaları mümkün değildi.

Ve bunun gibi yüzlerce örnek verilebilir.


Osmanlı da ekonomik hayatı elinde tutan azınlıklar ( Yerli müteşebbis yok denilebilir.Ancak cumhuriyetin kurulmasıyla yerli müteşebbisler ortaya çıktı.) önceleri sanayileşme konusunda yukarıda verdiğim örneklerde ellerinden geleni yapmışlardır.Bunu kabul etmek gerekir.Fakat yaptıkları bu sanayileşme hamlelerinin başarısız olması onları ticaret ve banker lik yapmaya yöneltmiştir.Çünki bu faaliyetler daha az riskli görünüyordu.Tanzimat fermanıyla azınlıklara karşı bahis konusu olan haksız tasarruflar özellikle miras hukuku konusunun çözülmesi bile sermayeyi elinde bulunduran azınlıkların tekrar üretime dönmelerini sağlayamamıştır.
Ayrıca tanzimat la beraber  gümrük vergilerinin oldukça düşürülmesi-yabancı tüccarlar ada aşırı serbestlik sağlanması dış ticaret açıklarını çok büyütmüştür.Hoş önceleri ithalatın fazla olması ( Şimdiki türk ekonomisi ne kadar benziyor )dolayısıyla artan gümrük vergileri bir süre olumlu karşılanmış bu gelirler son derece verimsiz yönetilen devletin çarkları içinde heba olup gitmiştir.Kısaca tanzimat çağdaşlaşma yolunda bir faaliyet olarak görülmesine rağmen.Ortaya hantal bir Osmanlı resmi çıkmıştır.  BU TANZİMAT KONUSUNA İLERİDE DEĞİNECEĞİM



SONUÇTA OSMANLI SANAYİLEŞME SÜRECİNİ TAMAMLAMAMIŞ.TİCARET AÇIKLARINI BORÇLA KAPATMAYA ÇALIŞAN,TANZİMAT FERMANI İLE HANTAL-EZİK BİR DEVLET OLARAKTA AYAKTA KALMAYA ÇALIŞMIŞTIR.. BU BAŞARISIZLIĞIN ASIL NEDENLERİ  EĞİTİMLİ MÜTEŞEBBİSLERİN  OLMAMASI--İLGİLİ KONULARDA BİLGİ BİRİKİMİ OLMAMASI-OSMANLI DAKİ SINIFSAL VE KÜLTÜREL  SİSTEMİN GELİŞMELERİN ÖNÜNÜ TIKAMASI--ULUS LAŞAN AVRUPA NIN  DERLİ-TOPLU  DURUŞU, TEKNOLOJİ ÜRETMESİ GİBİ KONULARDIR.


DÜŞÜNEBİLİYOR MUSUNUZ  BURNUNUZUN UCUNDA KOSKOCA BİR ÜLKE VAR.VE SİZ TEK TARAFLI KAZANIYORSUNUZ.  ( hem sanayide hem de finansal piyasada) ---  EĞER BU SERMAYE BİRİKİMİ OLMASAYDI İLK SOSYALİST DEVRİM  RUSYA DA DEĞİL AVRUPA DA BİR ÜLKEDE OLURDU DİYE DÜŞÜNÜYORUM.( Prof.Dr.Haydar Kazgan)


Bu konuda klasik bilgilere sahiptim.Fakat bu bilgileri konsolide etmek şarttı.Çünki merak ediyordum bu konuyu ve çok önemliydi.Bir gün Beşiktaş ta gezerken  yerlere dökülen bir çöplükte OSMANLI DA SANAYİLEŞME VE ŞİRKETLEŞME isminde bir kitap gördüm.Son derece kaliteli kuşe kağıda basılmış TÖBANK ın katkısıyla hazırlanmış SAYIN PROF.DR HAYDAR KAZGAN'ın yazdığı - yaptığı bu çalışma beni bu konuda sonuca ulaştırdı.



BÖYLESİNE ÖNEMLİ BİR KİTABI BİR ÇÖPLÜKTE BULMAK HALA ÇEKTİĞİMİZ SORUNLARIMIZIN ASIL NEDENİDİR.

Saygılar,

Faik Çaltılı
07-16-2012 İSTANBUL


               

























Hello.

The Ottoman Empire in the last 150 years we know less about something ...But this information is about the life and political wars as often or classic.But these issues, why-why-there are very few people about how information ...IN THE BEGINNING OF THE CAUSES THAT MAKE UP POLITICAL LIFE AND ECONOMIC LIFE. ".
This article is about the life of the Ottoman as hundreds of industry will try to CONSOLIDATE the information ...I emphasized in particular the post descriptions constitute the framework for this topic ...First, the industry will try to explain in my writings on his life and greater financial life

THE LIFE OF THE INDUSTRY IN THE OTTOMAN EMPIRE.


Europe is also in each field (training, research, technology, such as the economy, the trade guild system simplifies the weakening classic) developments has been the industrial revolution spawns.Cheap workforce, especially the weakening of the Guild with the formation of high-quality human resources in education, be it the inevitable rise of industrial revolution.This situation has required the politics of Europe again "in nature.The countries have begun to manage highly equipped squads.Is the rule from Europe thus started, and for now still remains.
So although these developments has made what the Ottoman Empire.Of course, not the audience.Industrialization has serious for consumers. Do your best to accomplish.But the chances of escaping the chaos born of financial vulnerabilities, but industrialization had happened the first minus 1 debt is fine until they have turned from 1885 (Ottoman mercantilist economy).Continued existence of the Ottoman Empire. In fact it was a good stay in the Ottoman more. Glance; Trade in raw materials and finished products of the Ottoman Empire also completed the geographical advantage of the European industrial revolution article workable coalition.Hence the creation of this European industry to prevent Ottoman industry and trade and will complete the diplomacy-war and collaborators (especially education and press). (The THIEF is in the HOUSE, the DOOR LOCK DOES NOT HOLD) proverb I think that periods are very nice.Ottoman from Europe or the European general studies is not developed comprehension strategies for outs.Although in practice the rules for the defence of the European free trade officially protectionism.Especially in this way has no competition to avoid the Ottoman association rule.That Ziya Gökalp in 1st after World War I wake up until writing about the national economy.From this period the Turks began to awaken. Europe is made of is to avoid the Ottoman association would like to give some examples from operational activities.
--İstanbul, Bursa, Beirut was clinging on the market, sales of factories producing paper mills to a certain standard is created.By the way, giving the Ottoman market merchandise six or seven Italian paper mill form the prices dropped.Also supporting this ncede the Italian Government Italian factories.Free trade had brought the end of Ottoman that fits the rules of the paper factories.(Prof.Dr.Haydar Kazgan )

--Anadolu also changed its local fabric looms Europe some of the wealth in this customs can this little duty-free stings to the gates of SME activities, due to price competition has ended.

--As Some have established the Ottoman is the minority---agricultural equipment factories and workshops in production despite price competitiveness, quality captures their audience.The biggest blow to the Ottoman dampingler industry has made European countries
IS EUROPE IN THE EVENT OF DUMPING POLICY---THIS SHOULD LOW PRICE TO APPRECIATE THE OTTOMAN MARKET SOLD GOODS AS THE OUTDATED OR ALREADY EUROPEAN TECHNOLOGICAL TIME HE PICKED UP FROM THE GROUND. THE RISK OF A SERIOUS PRICE FOR EUROPE THEME WAS NOT ALREADY
--Cloth and cloth manufacturing was established for the Feshane, have the same problems, hence the Bakirkoy Mills Hereke.(Prof.Dr.Haydar Kazgan)

--Agricultural products is the rule of the Ottoman--bet of the headquarters staff.It was clear that the quality of periods.But it is monopolized by people who belong to the marketing of the goods to the Levantine minority income in the hands of many of these agents.

 --Reside in the European industry in trade transport ships-Steamy costs too. This impeded the competitiveness of the industry completely low costs of Ottoman.Now it has become impossible to withstand the competition.

--is industry and trade in Europe during the period-2, against the rule of Mahmud domestic small industrialists have sought to prevent the country sold goods agreeing janissaries NSAIDs.Janice s sells the goods to shops this foreign plunder and burning action has offered his support.It also brings the goods to customs about the ships in and as a result of the liquidation of the janissaries killed depolarada charitable can indigenous small SME. businesses were not able to live.

And hundreds of examples like this one
Ottoman also does not have the economic life could be called Indigenous minorities (review of the holds.However, the establishment of native entrepreneurs.) the examples I gave above about industrialization at their best.You need to accept it.But they trade them and a failure of the industrialization of the banker has to do.'Cause it seemed less risky activities.The reforms, especially the bet against unfair fermanıyla minorities savings had reached to resolve the issue of inheritance law, even if was not able to return to production holds minorities back.
Lowering customs duties with his reforms, also quite-foreign traders providing foreign trade deficits of freedom Island extreme is very open.Welcome at more than imports (current Turkish economy is how it looks like) so come a period of increasing customs duties that met the State's extremely inefficient managed positive wheels in heba is.In short, despite the reforms, seen as a way of modernization activity.It was a cumbersome Ottoman official revealed. THIS IS GOING TO INTRODUCE THE REFORMS IN THE FUTURE.
AS A RESULT OF OTTOMAN INDUSTRIALIZATION PROCESS NOT COMPLETED THE TANZIMAT EDICT THAT TRIED TO CLOSE WITH COMMERCE VULNERABILITIES ARE ALSO WORKED TO STAY AFLOAT IN A STATE CUMBERSOME-DENTS ... THIS IS NOT THE ACTUAL CAUSES OF THE FAILURE OF TRAINED IS THE LACK OF KNOWLEDGE ON ISSUES RELATED TO FACILITATING----SIMPLIFIES THE SYSTEM CLASS AND CULTURAL DEVELOPMENTS IN THE OTTOMAN EMPIRE, PAVING THE WAY--IS A NEAT PRESENT EUROPEAN NATION-LIKE STANCE, TECHNOLOGY ISSUES THAT GENERATE BATCH.
CAN YOU IMAGINE THIS COUNTRY ON THE TIP OF YOUR NOSE.AND YOU ARE ONE SIDED. (both in industry and in the financial markets)--HAD IT NOT BEEN for the FIRST SOCIALIST REVOLUTION-if this CAPITAL ACCUMULATION is NOT a COUNTRY in EUROPE, RUSSIA WOULD HAVE BEEN TOO I think.(Prof.Dr.Haydar Kazgan)
I had the classic information about it.But this was not only to consolidate the information.'Cause I was wondering this thread and was very important.One day while in a pouring out some places where Besiktas ALSO saw a book called OTTOMAN INDUSTRIALIZATION and INCORPORATION.High quality coated printed on paper TÖBANK in combination with prepared MR. PROF.DR. HAYDAR KAZGAN wrote in his study the conclusion that was reached on this issue to me-.
SUCH AN IMPORTANT FIND IN OUR BOOK IS THE REASON I TOOK AN ACTUAL STILL.

Regards,


Faik Çaltılı
07-16-2012, İSTANBUL-Turkey


Osmanlı'da Finansal Hayat























Merhaba,

Daha önce yazmış olduğum Osmanlı'da sanayi hayatı ile ilgili yazımda.Osmanlı'nın niçin sanayileşmediğini ve geri kaldığını ayrıca Osmanlı'da bürokrasi ve rüşvet adlı yazımda da sermaye birikiminin neden oluşmadığı  konusunda bilgiler vermiştim.Bu yazımda finansal hayatı ve işleyişi ile ilgili konularında açılımlarım olacak.Böylelikle günümüz Türkiye'sinin finansal yapısı ve hayatına gelmiş olacağız.
Finansal yapıyı belirleyen enstrümanlar Bütçe-Para/Banka/Sermaye piyasası  araçlarıdır.Bu araçları sırasıyla açalım.


BÜTÇE 
                                                                                                                                 
Bilindiği gibi bütçe bir kurum-kişi veya devletin fiili gelir ve giderlerinin netleştiği ve gelecek dönemlerdeki faaliyetlerin  belirlenip-dengelenmeye çalışıldığı bir enstrüman.Bütçelerin ana enstrümanı ise vergilerdir.Vergi performansına ise ekonominin sağlık göstergesi denilebilir.Yanlız Osmanlı bütçesini hazırlayan hazinenin farklı bir yapısı vardı.Dış hazine ve iç hazine diye ikiye ayrılmıştı.Dış hazine defterdar tarafından yönetilirdi.İç hazine ise Padişah'a aitti.Dış hazinenin bütçeyi dengeleyemediği durumlarda iç hazine ( padişah ) den daha sonra ödenmek suretiyle para alınırdı. İç hazine Padişah'a aitti ve sorgulanması bahis konusu bile değildi.Bu hazine işleyişini belirtmek uygun olur diye düşündüm.Şimdiki örtülü ödenek gibi diyebilirmiyiz.Emin değilim.Osmanlı'nın ilk kuruluşu ve gelişme dönemlerinde bütçe denkliği diye bir problemi olmamıştır.Çünki: Osmanlı askerleri ve devlet yöneticilerinin kendilerine ait gelirleri bulunuyordu.
Bu gelir sistemine tımar deniyordu.Tımar:  belirli ve verimli bir bölgenin üzerinde bulunan halk ile birlikte yönetilmesi ve üretimden doğan gelirin tımar sahipleri tarafından paylaşılması sistemiydi.Dolayısıyla geriye sadece kapıkulu askerlerinin giderleri kalıyordu.Bütçe fazlası ise imar faaliyetlerine harcanıyordu.Bu dönemlerde genel olarak islam devleti olmasından kaynaklanan şer-i vergi sistemi vardı.Bu vergi sistemi ise zekat-haraç-öşür-cizye gibi kalemlerden oluşuyordu.Daha sonraları bütçenin denkleşmemesinden kaynaklanan (zayıflama dönemi) sıkıntıları gidermek için ve önceleri geçici olması düşünülen  örfi vergi sistemi ortaya çıkarıldı.Fakat sıkıntılar geçmedi ve bu sistem kurumlaşarak. devamlı bir hal aldı.Tabiki bu sistemin kendi içinde açılımları var.Vergi sistemleri konusunu burda bitirmek istiyorum.

Fakat  16.yüzyıldan itibaren sanayileşememekten-kötü yönetimden-bürokrasiden-rüşvetten-ard arda kaybedilen savaşlar ve en önemlisi Osmanlı sosyo-ekonomik sisteminin dünya konjöktürünün gerisinde kalması gibi nedenler dolayısıyla  bütçe problemleri başladı.Bu durumu çözmek isteyen Osmanlı kapitilasyonlar ve lehine gibi görünen ama pratikte kendi aleyhine işleyen ticari anlaşmalar yapmış ve sonuçta ana gelirlerini sağlayan üretim araçlarını yabancılara satarak-onlara işlettirerek  bütçe probleminin daha da derinleşmesine zemin hazırlamıştır. Sonuçta istenilen vergi gelirlerine ulaşmak mümkün olmamıştır.Tabiki bu olanlarda devlet yönetimindeki işbirlikçilerin rölü yadsınamaz.Ben böyle yorumluyorum.  BELKİ DE YANLIŞ. BU KİŞİLERE EKONOMİK VE KÜLTÜREL ANLAMDA DEĞİŞİM ( DEĞİŞİM TABİKİ GEREKLİYDİ) İSTEYENLER GÖZÜYLE DE BAKILABİLİR.FAKAT MÜZAKERESİZ YAPILAN DEĞİŞİMLER  ( OSMANLI DA BÖYLE OLDU ÇÜNKİ ) NE YAZIK Kİ TOPLUMU YOZLAŞTIRMAKTAN BAŞKA BİR İŞE YARAMAMIŞTIR. BU YÖNTEMİ KULLANARAK DEĞİŞİM İSTERSENİZ VE YAPARSANIZ BİLİNÇLİ BİR İŞBİRLİKÇİ OLMAKTAN BAŞKA ÇARENİZ KALMAZ.


Osmanlı önceleri montanı düşük bütçe açıklarını iç borçlanmayla kapatmaya çalışmıştır.Bu borçlanma araçlarından biri de  Esham dı..İlki de denilebilir..Esham vadesi sabit,faiz geliri kesin olan senetler demek.Uzun süre bu borçlanma yöntemi ufak tefek açıkların kapatılmasına vesile olmuştur.Daha sonraki dönemlerde hazine bonosu ve devlet tahvilleri çıkartılarak kronikleşen bütçe sorunları çözülmeye çalışılmıştır.

Bir de bütçe açıklarının kapatılması için Tağşiş uygulaması var.Bu uygulama madeni paraların içerdikleri maden ( gümüşveya altın) oranı  azaltilarak değerinin düşürülmesidir.Böylelikle piyasanın dengelenmesine çalışılmıştır.Bir süre sonra bu  yöntemde işe yaramamıştır.Para arzının arttığı dönemlerde fiyatlar yükselince paranın satın alma gücüde tükenmiş yani enflasyon ortaya çıkmıştır.Bir süre sonra da madeni paranın da itibarı yok olup gitmiştir.Zaten bu para şeklide kalpazanların gelir kaynaklarının bir aracı olmuştu.Çünki taklit edilmesi çok kolay bir paraydı.

Gerçek anlamda büyük ve tehlikeli  ilk bütçe açığı 1591 ( yanılmıyorsam ) yılında askerlerin maaşlarını ödenmesi konusunda ortaya çıkmıştır.Bu açık o dönemde Galata Sarrafları denen bir grup tarafından karşılandı.Bu borçlanma  iç borçlanma mahiyetinde bir borçlanmaydı.GALATA SARRAFLARI daha önceleri sanayi atılımlarında bulunmuş sistemin sanayinin önünü tıkaması dolayısıyla başarısızlığa uğramışlardan-ticaret erkanından-levantenlerden ve çoğunluğu azınlıklardan oluşan kişilerden oluşuyordu.Aslında sistemin getirdiği bir mecburiyetti bu.Risk yok.Gider yok.SADECE  KAZANÇ var. Bu grup devlete ait paraları işletmek-borç vermek- devletin vergi alacaklarını rehin alarak borç vermek ( factoring gibi ) gibi faaliyetlerde bulunuyordu.Daha sonraları bu gruba GALATA BANKERLERİ  denildi.

İlk dış borç faaliyeti İngiltere ile yapıldı.Daha sonra iptal edildi.1854 yılında ise kırım savaşı yüzünden alınmak zorunda kalındı.Başka ülkelerin menfaati yüzünden savaşıyorsunuz ve bunun için borç alıyorsunuz.
PARA/BANKA/SERMAYE PİYASASI
Osmanlı'da banka enstrümanı bütçe açıklarının kapatılması için alınan önlemlerin başarısız olması-açıkların kronik bir hal alması-piyasadaki finansörlerin bu açıkları kapatacak kaynaklarının yetersiz kalması yüzünden ortaya çıktı.Çünki dış borç alınması ve bu borçların organizsayonu için banka gibi bir kuruma ihtiyaç  vardı.Böylelikle ilk banka olan Osmanlı Bankası ( Ottoman Bank ) kurulmuş oldu.Bu banka FİNANS KAPİTAL in Osmanlı'ya ilk ayak basışı oldu.Bu banka çoğunluk İngiliz hissederlardan oluşan bir organizasyondu.Merkezi Londra'daydı.Böylelik  yaklaşık 200 yıllık finans kapital maceramızda başlamış oldu.Vergi açısından ise bu bankanın bazı faaliyetleri her türlü verg--resim-harçtan muaf tutulmuştur.Ne güzel.Bankanın kurulmasındaki amaç Osmanlı'nın finansal hayatını düzene sokmak-sömürüyü kurumlaştırmaktı.Örneğin bu banka her an altına çevrilebilir kağıt  ( hisse senedi-tahvil- bonu gibi ) ihracı yapmak-kambiyo işleri yanında piyasa da ticaret yapabilmek gibi imtiyazlar elde etmiştir.Bu banka daha sonra Fransız finansörlerin katılımıyla ŞAHANE OSMANLI BANKASI adını aldı.Bu bankanın İlk kurulan Osmanlı Bankasından farkı para basma hakkını almasıydı.Ayrıca Osmanlı'nın borcu arttıkça ve bu borç batağı derinleştikçe hazine ve bütçe yönetiminde de söz sahibi olmaya başladı.Hatta ileri ki dönemlerde borçların döndürülememesi yüzünden çıkan genel mali krizden dolayı 1881 yılında Düyun-i Umumiye'nin kurulmasında fikir babalığı yapmıştır. Düyun-Umumiye Osmanlı bağımsızlığının sonudur artık.Bitişidir Osmanlı'nın.  

MALİ TUTSAKLIK SİYASİ TUTSAKLIK DEMEKTİR.BAĞIMSIZLIĞINIZ-KİŞİLİĞİNİZ BİTMİŞTİR.                      

Evet.1881 Düyun-i Umumiye nin kuruluş tarihi.Bence Osmanlı Devlet'inin fiili yıkılışı bu tarihtir.Bu tarih aynı zamanda MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ün doğum tarihi.  ACABA TESADÜFMÜ ?                                                                  

Bu bankaların işleyişi ve ifa ettikleri faaliyetleri normal karşılamak gerekir.Finans piyasasının olmazsa olmazı VERİRSEN ALIRSIN--ALIRSAN VERİRSİN..Bu böyle dünya'nın her yerinde ve doğal.Osmanlı torunu olarak bu yaşanılanlar üzücü buluyorum tabiki.Biz'de kağıt para ( kaime )1840 lı yıllarda basılıyor.Oysa avrupa 'da 1661 tarihinde.Aradaki zaman farkı Avrupa'daki finansal bilgi birikiminin ne düzeyde çıkabileceğini açıkça ortaya koymakta.Para politikaları konusunda bilgi birikiminin ve ulusal bir bankamızın olmaması ( o dönemlerde bu mümkün değildi )   ilk kağıt paramız olan KAİME  ( küçükken duyardım gayme diye ) nin piyasada etkin bir rol almasını engellemiştir.Kaime bildiğimiz banknot ile devlet tahvili işlemi gören bir paraydı.Kısaca kaime merkez bankası- bankalar ve sermaye piyasası olmaması yüzünden bildiğimiz kağıt para fonksiyonunu yerine getirememiştir.(Hoş bir aralar esham-ı mümtaze adlı bir iç borçlanma senedi çıkarılarak kaime nin konumu sabitlenmeye çalışılmıştır).Üstelik bir bankamızın olmaması dolayısıyla sahteleri kalpazanlar tarafında basılmıştı.Ortalıkta sahte kaime ler dolaşıyordu. Kısaca Osmanlı Devleti'nin ödemekle yükümlü olduğu tahvil-bono diğer kağıtlar iç ve dış piyasaya hakimdi.Meydan bu kağıtlara kalmıştı.Ama hiç olmazsa bütçe açıklarının kapatılması bir düzene girmişti.
                                                                                                    

Eğer bir bankamız olsaydı büyük ihtimalle küçük bir altın ankes ( rezerv ) karşılığı basılan bir para olacaktı kaime.Böylelikle kaime piyasada tutunabilecek ve ekonominin işleyişini sağlayabilecekti.Sermaye piyasası yabancıların at koşturduğu bir piyasa olmayacaktı.Borçlanma faaliyetleri devletin tutsaklaştırılması amacına hizmet edemiyecekti.Bilemiyorum.Temennim bu.Kalbim böyle yorumlamamı istedi.

SONUÇ:

Osmanlı'da finansal hayat Osmanlı bankası ve Galata bankerlerinin at koşturduğu kısır bir döngü içinde dönüp duruyordu.Bu kuruluşlar Avrupa'da yeni yeni kurumlaşan finans kapitalin birer şubesi gibiydiler.Avrupa ülkelerinin malllarının daha iyi fiyata satılmalarının sağlandığı, o malların talebinin canlı tutulduğu, ( moda ve diğer konularda yönlendirme ) kendi ülkelerinin çok üstünde faizle hükümete ve piyasaya paraların verildiği,dış ticaretin açık vermesinin sağlandığı,devletin borç batağından kurtulmasını önlemek için her türlü dolabın çevrildiği bir piyasaydı bu piyasa..Osmanlı Halkının iyiden iyiye fakirleştiği,azınlıkların acımasızca-merhametsizce inanılmaz paralar kazandığı bir piyasa.Ne güzel değilmi ?..Kaime piyasaya hakim olmasın diye ellerinden geleni yapan bir ayrıcalıklı bir sınıf.Vergi tahsilatı yapabilen bir sınıf.Gelecekleri bu finansal hayatın devamına bağlı olduğu için kısa vadeli ( faizi çok yüksek ) borçlarla piyasayı ve devleti finanse eden bir grub.Dolayısıyla piyasasının canlı olduğu risksiz bir finans piyasası hakim Osmanlı'da.Şimdi Türkiye'de sıcak paranın yarattığı finans piyasası gibi.AMA OSMANLI ELİNDEN GELEN HER GAYRETİ-YÖNTEMİ UYGULAMAYA ÇALIŞMIŞTIR. O dönemlerde halk içinde yerleşmiş bir atasözü ile kapatıyorum yazımı.

SÖYLEYECEK ÇOK SÖZ VAR AMA CEREMEYİ ( BEDELİNİ ) ÖDEYECEK PARA YOK.













Faik çaltılı

06-10-2012 BEŞYÜZEVLER

Osmanlı'da Borç Yönetimi Ve Konsolidasyonu


Geçmişten adam hisse kaparmış. Ne masal şey!
Beşbin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar.
Hiç, ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
 


Mehmet Akif, 


Merhaba,

Daha önceki yazımda Osmanlı da finansal hayat,borçlanma nedenleri ve sonuçlarını yazmıştım.Bu neden ve sonuçlar arasında kalan bir süreç var.O süreci açmak ve konuyu kapatmak daha sağlıklı olur diye düşündüm.. Osmanlı Devletinin uzun süre iç borçlanma yoluyla ( aşırı yüksek faiz oranlarıyla ) bütçesini denkleştirmeye çalıştığını ve 1854 yılında kırım savaşı ve akabinde asker maaşlarının ödenmesindeki sorunu nedeniyle ilk dış borc alma sürecine girdiğini belirtmiştim.Tüm borçlanma ve yönetimi sürecini farklı aralıklarla anlatmaya çalışacağım.

---1854 kırım savaşı öncesine kadar iç borçlanma yönetimine devam eden Osmanlı, kırım savaşı sonrası artan borç ihtiyacını iç borçlanma yoluyla karşılayamacağını gördü.Çünkü iç borçlanma talebini karşılayan Galata Bankerlerinin fonları  bu talebi karşılamaya yetmiyordu.Dış borç alınması artık kaçınılmazdı.Aslında çok daha önceleri daha düşük faizle dış borç alınması konusu gündeme gelmişti. Fakat Osmanlı buna kesinlikle yanaşmamıştır.ÇÜNKÜ DIŞ BORÇ ALMAK ONUR KIRICI OLARAK GÖRÜLMÜŞTÜR..Dış borç organizasyonun da ülkede bir banka olması  gerekliliği Osmanlı Bankası nın kurulmasıyla  giderilmiştir.Bu banka altına çevirilebilmek karşılığı  banknot ihracı yapabilecekti. Böylelikle de devletin artık kağıt para ihracı bitmiş oldu..Merkezi londra da olan bu banka sonraları fransız ların katılmasıyla Şahane Osmanlı Bankası adını aldı.Böylelikle Osmanlı nın borç yönetim sürecide başlamış oldu.Bu borçlanma sürecini belirleyen faktörler yüksek faizle borç,aşırı vergi yükü,kağıt paranın piyasadan çekilmesidir.Bu faktörler 1854 te 15 milyon sterlin olan borç sonraki 20 yıl içinde  217 milyon sterlini bulmuştu.Bu süre içerisinde 15 dış borçlanma yapılmış.Bu borçlanmaların bir kısmı iç borcu kapatmak için kullanılmıştır.Hatta bu sürec içerisinde bir ara dış borc bulunamayınca Osmanlı finansman ihtiyacını karşıladığı devletlere rest çekerek kendilerinin finanse edilmemesi durumunda ülkede siyasi karışıklıkların çıkacağını ve sonucunun ne olacağının kestirilemediği belirtmiştir.İngiltere den gönderilen bir heyet incelemelerde bulunmuş.( Aklıma KEMAL DERVİŞ geldi ) Heyet verdiği sunumda henüz Osmanlı da herşeyin bitmediğini vergi sistemi reorganize edilirse ve bugün ki tabirle kemerler sıkılırsa Osmanlı dan hala faydalanabilineleceğini belirtmiştir.Aslında bu durum Osmanlı nın tasfiye edilmesi düşüncesinde olan Avrupa nın Osmanlı topraklarının  paylaşımı konusunda fikir birliğinde olmadıkları anlamına geliyordu.İşte bu aşamada bütçe açığı 5.milyon altını bulmuştu.Açıkça ekonomi yönetimi kitlenmişti.

---Artık bu kilitlenmenin aşılması için birşeyler yapmak gerekiyordu.Bu açığı kapatmak için tekrar borç almanın da çözüm olmadığı anlaşılmıştı.Bu borçların bir şekilde azaltılması gerekiyordu.Borcu borçla ödemek döngüsü açıkça Osmanlı yı çok rahatsız etmişti.Üstelik bunu dış borçla yapmak, daha 100 yıl önce kapısında kuyruk olan Avrupa lılardan para istemek ağır gelmişti açıkçası.Üstelik borçlanma karşılığı verilebilecek bir kaynakta kalmamıştı.Bugün ki tabirle borç konsolidasyonu şarttı.Bu konsolidasyonu Mahmut  Nedim  Paşa yaptı.Hazırlamış olduğu konsolidasyon Ramazan Kararnamesi adı altında 1875 yılında duyuruldu.Bu planda iç ve dış borçların 5 yıl içinde sadece yarısının ödeneceği,diğer yarısı için  ise gelecek 10 yıla yayılmış %5 faizli tahviller verileceği belirtiliyordu.Teminat olarak da genel vergi ( gümrük,tuz,tütün,mısır) gelirlerinin yetersiz kaldığı durumlarda ağnam ( ağıldan geliyor-hayvan başına alınan vergi) vergisinin de verilebileceği açıklanıyordu.Bu konsolidasyonda ki kırılma noktası mısır vergisiydi.Çünki mısır vergileri karşılığı borçlar alınmıştı.Yeni yapılanmada bulunmaması gerekiyordu.Bu vergilere karşılık borç veren hamiller Ramazan Kararnamesini tanımadıklarını belirterek mensub oldukları ülkeler nezdinde girişimde bulunmuşlardır.Hatta bu kararnamenin duyurulması sonrasında ki dönemlerde ilk 5 yıldan sonra borç ödemelerinin yapılmasının da zor olduğu ortaya çıkınca.Tabiri caizse Avrupa da yer yerinden oynamıştır.Hele ki 1876 da bütün borç ödemeleri durdurulunca Batı da Osmanlı ile ilgili radikal kararlar alınması zarüreti ortaya çıkmıştır.Artık hasta adamın fiilen paylaşılması gündeme gelmiştir.Osmanlı nın finansal yoldan sömürülmesinin devri kapanmıştır.Üstelik Osmanlı nın sanayileşmesi de bahis konusu değildir.Artık  gerek yoktur Osmanlı ya.Kısaca bu konsolidasyon ölü doğmak zorundaydı.Kaynaklar bitmiş vergi salınımının da sonuna gelinmişti.

---Tüm bu olumsuzların yanında Rusya ile yapılan savaştan dolayı 35 milyon Osmanlı altını tazminat ta bütçeye yüklenince borç sorunu içinden çıkılmaz hale gelmiştir.Bu globalleşen sorun Avrupa daki finansal sisteminde güvenilirliğini tehdit etmeye başlamıştır.Osmanlı tahvillerini alan hamiller bu tahvilleri ellerinde çıkarmaya çalışmışlardır.Sorunun kökten çözümü için Avrupa lılar önce kendi aralarında bir yol haritası çizerek Osmanlı nında katıldığı Berlin Toplantısı nı organize ettiler.Bu toplantıda borçların bir bölümünün Sırbistan,Karadağ,Bulgaristan vergileriyle ödenmesi karara bağlandı.Bu toplantının hamiliğini yapan İngiltere ye ise Kıbrıs adası verildi.Artık fiili dağılma başlamıştı.Bu toplantı sonuçlarından biri de alacaklılara rüçhan hakkının borç ödeninceye kadar verilmesiydi.Oysa bu hak Avrupa da o yıllarda azami 6 aydı.İlgili toplantının teminat dışı kalan  borçların ( özellikle aracıların galata bankerleri olduğu dış borçlar ) tahsilatı için Rüsum-u Sitte  organizasyonu kuruldu.Bu idare de vergi çeşitliliğine ipek vergisi ve balık avı vergisini ekledi.Sanırım daha önce de bu vergiler vardı-alınıyordu.Emin değilim.

---Ortalık biraz durulmuştu.Bir süre sonra sitte idaresinin Galata Banker lerine sağlamış olduğu ödeme çeşitliliği ve kolaylıklar diğer, özellikle dış hamiller tarafından itiraza konu oldu.Dış hamillerin mensub olduğu ülkeler Osmanlı medyasındaki ( Bab-Ali ) finanse ettikleri gazetelerde çeşitli makaleler yayınlatarak sorunu tırmandırdılar.İyice zayıflayan ve kendine güvenini kaybeden Osmanlı yeni bir uluslararası sorunu kaldıramazdı.Tek çare yeni bir finansal atak yapmaktı.Bu aşamada Osmanlı gerçekten güzel bir açılımda ( devletin devamlılığı açısından ) bulundu.Alacaklılara denetçi göndermelerini Galata Banker lerine ayrıcalık tanınmadığını bu konuda her türlü girişime açık olduklarını belirtikleri davetler gönderdiler.Akabinde ciddi anlamda borç ana para indirimleri bahis konusu oldu.Dış borçlar yeniden yapılandırıldı.Bu yapılanmanın içeriği Muharrem Kararnamesi adı altında yayınlandı.

-- Muharrem Kararnamesinin fasıllarından biri çok önemlidir.Bu Duyun-u Umumiye İdaresi nin kurulması maddesidir. Yedi kişiden oluşan bu idarenin görevleri,yıllık idare bütçesi hazırlamak bunu devlete onaylattıktan sonra altı ayda bir fiili bilanço çıkarmaktı.Bu tür alacak tahsilatı yönetemi Dünya da ilktir.Devlet bu idareye bir denetçi ( komiser ) atayacak, fiiliyatta doğabilecek sorunlara ise bir hakem heyeti bakacaktı.Osmanlı mecbur kalmıştı buna.En azında devletler nezdinde bir krizin olması daha kötüydü.Duyun-u Umumiye finans kapitalin bir uzantısıdır, bir tahsilat şirketidir.Fiilen de denetlenememiştir.Halkın canına okunmuştur.Öyleki tahsilat oranı bir yılda % 300 gibi bir orana ulaşmıştır.Tabiki bunda bu kuruluşun Osmanlı Maliyesinden daha etkin ve kurumsal çalıştığını da inkar etmemek lazım.Bu kuruluş yaklaşık 720 şube ve 5000 tahsilat memuru çalıştırıyordu.Ayrıca Devletin kaçakçılıkla mücadele etmesi de yadsınamaz bu faaliyetlerde.Duyun-u Umumiye milli mücadele zamanında tasfiye oldu.Ele geçirilen yerlerdeki şubeler kapatıldı,gelirlerine el konuldu.Fakat Lozan da Osmanlı borçları devralındı.1954 yılına kadar ödeme yapıldı.İlginç olan Bulgaristan ve Yugoslavya nında Osmanlı döneminden kalan borçları kabul etmesiydi.Bu ülkeler 1960 yılına kadar borçları ödediler ve Duyun-u Umumiye böylelikle kapandı.

KESİN OLAN ŞU Kİ AVRUPA DAKİ SERMAYE BİRİKİMİNİN EN AZ % 80 İ OSMANLI DEVLETİNİN SÖMÜRÜSÜNDEN ELDE EDİLMİŞTİR.

---Osmanlı Devleti ndeki en verimli vergi kaynağı tütün faaliyetlerinden elde ediliyordu.Devlet piyasadan çekildi daha doğrusu tütün faaliyetlerini özelleştirdi.Bu özelleştirme faslı Muharrem kararnamesi nde karara bağlanmıştı zaten.Buna istinaden Reji idaresi kuruldu.Bu özel şirket denilebilecek idarenin inanılmaz hakları bulunuyordu.( ŞİMDİ TEKEL İN ÖZELLEŞTİRİLMESİ AKLIMA GELDİ.AMA .AYNI KOŞULLARDA MI ÖZELLEŞTİRME OLDU.GALİBA ÖYLE OLDU ) Sanırım 32 yıllık bir ayrıcalık tanındı.Kuruluş tütün üretimi ve bütçesine göre vergileri, ihracat ve iç piyasa fiyatlarını belirliyordu.Düşünebiliyormusunuz binlerce yabancı memurun Anadolu da kapı kapı vergi topladığını.Bu konuda daha fazla ayrıntıya girmeyeceğim.Çünki sinirlerim bozuluyor.Üstelik borçların bitmemesi için Avrupa lılar kafa yormaya başlamışlardır.Bu  faaliyetler dolayısıyla Osmanlı da levanten denen bir sınıf oluşmuştur.Ayrıca kültürel değişimlerinde başlangıcıdır bu yıllar.

---KISACA MUHARREM KARARNAMESİ OSMANLI DEVLETİ NİN SONU OLMUŞTUR.1881 DEN İTİBAREN YAKLAŞIK 2 YIL İÇİNDE YUKARIDA YAZDIKLARIM ANADOLU TOPRAKLARINDA HAYATA GEÇMİŞTİR.

Osmanlı Devleti 20 yüzyıla girdiğinde ise durum daha da kötüleşmiş, hasta adam yatağa düşmüştür.Acı ama gerçektir bu.Nefes almakta zorlanmaktadır.Nefes alabilmesi bile yabancılara bağlıdır artık.

Abdülaziz döneminde Fransız uyruklu Banker Tubini ve Lorando'dan alınan borçların vadesi gelmiş ve geçmiştir; ama, devletin bu borçları ödeyebilecek imkanları yoktur. 25 yıldır ödenmeyen bu borçlar yüksek faiz nedeniyle çok yüksek meblağa ulaşmıştır. Azınlık avukatlarının kurnaz tertipleri ile açılan dava sonucunda borcun ödenmesi için mahkemeden karar çıkarılmıştır. Vatandaşlarının hukukunu korumak isteyen Fransa, doğrudan saraya baş vurarak bu borcun ödenmesini sert bir dille ihtar etmiş ve ardından Amiral Caillard komutasındaki Fransız Donanması Middilli'yi işgal etmiştir. Tubini ve Lorando'nun borçlarına mahsup edilmek üzere adanın bütün gelirine el konulmuş ve banker borçlarının ödenmesi yanında Fransa, yeniden büyük imtiyazlar elde etmiştir ( Arş.Grv.Ahmet Özen--Özay Özpençe )

1900 lü yıllara gelindiğinde kaynaklar tamamen tükenmişti.1 Dünya Savaşına girip sonuçta hezimet olunca, toprak paylaşımını Avrupa hayata geçirmiştir.Milli Mücadele ile bu olumsuzluklardan kurtulduk.YENİ KURULAN CUMHURİYET OSMANLI YI YIKAN NEDENLERİ İYİ ANALİZ ETMİŞTİ.İKTİSADİ VE KÜLTÜREL DEVRİMLERLE TEKRAR AYNI DÖNEMLERE DÖNMENİN ÖNÜNÜ TIKAMAYA ÇALIŞMIŞTIR.                                                                        
ŞİMDİ NERDEYİZ.AYNI YERDEMİYİZ.BİLMİYORUM.BİLEN BİRİLERİ VARDIR MUHAKKAK.KORKARIM TEKRAR YAŞAYACAĞIZ BUNLARI.

BU KONUDA DA SÖYLEYECEK -YAZACAK ÇOK ŞEY VAR AMA CEREMEYİ ( BEDELİNİ)
ÖDEYECEK PARA YOK.



Duyun-u Umumiye İstanbul merkez binası.Şimdiki İstanbul Erkek Lisesi.


                                                                 Duyun-u Umumiye Adana şubesi




                                                                 
Saygılar,



Faik çaltılı

20-10-2012-İSTİNYE.



Kaynaklar-Arş.Grv.Ahmet Özen--Özay Özpençe








 
Copyright © 2014 KONSOLİDE DENEMELER